Ünlü astrolog Nuray Sayarı yeni kitabı “Yeniden Başlamanın Gizemli Gücü”nde her şeyin bittiğini düşündüğünüz anda bile yeniden başlayabilmek için ihtiyaç duyduğunuz gücün kaynağını keşfetmenin ve yepyeni bir yola çıkmak için gereken enerjiyi bulmanın yollarını anlatıyor. Yeni kitabı ile ilgili sorularımızı yanıtlayan Nuray Sayarı ile sohbet kitabında da anlattığı evrensel yasalardan başlayıp güneş ve ay tutulmalarına kadar uzandı.
Bazen hayat istediğimiz gibi gitmiyor ve her şey bitti zannediyoruz. Sonrasında da umut tükeniyor, bu noktada yeniden başlamak zor mu?
Hepimiz hayatımızda zaman zaman bir şeylere yeniden başlama noktasına geliriz ama kimimiz bu konuda adım atabiliyor, kimimiz atamıyor. Her yeni bir güne yeniden başlıyoruz. Ben bittim diyerek yattığımız geceler olabilir, gün içinde yaşadıklarımız, ilişkimiz, işimiz, insanlarla ilişkilerimizde olumsuzluklar, travmatik durumlar yaşayabiliriz. İşten kovulabiliriz, sevgilimiz bizi terk edebilir, en yakın arkadaşımız bize ihanet edebilir ama nefes alıyorsak umut vardır. Umudu olmayanın yarını olmaz. Yeniden başlamanın gücü, bize şunu hatırlatıyor: Bizim umudumuz var. Nefes alıyoruz ve hayattayız. Her şeyi başarabiliriz. Hepimiz bir mucizeyiz. Umut bize daha bu boyuta gelmeden önce kaydedilmiş ve verilmiştir. Milyonlarca spermin içerisinden kazanarak geliyoruz bu mücadeleyi. Kazanarak doğuyoruz zaten. Hep kaybediyorum diyorsan, neden kaybedesin diye soruyorum şimdi sana? Ana rahmine düşmekle kazandın sen. Milyonlarca spermin içerisinden tutunmayı sen başardın.
HAVADA UÇUŞAN BİR TÜY GİBİ TAMAMEN ÖZGÜR BIRAKMALIYIZ KENDİMİZİ
Yeniden başlamak için önce kabule geçmemiz gerektiğini söylüyorsunuz neden?
Hayatta ne yaşıyorsak, kazanmak istiyorsak, mutlu olmak istiyorsak önce kabule geçmeliyiz. Kabule geçip olmayanın bizim hayrımıza olduğuna içimizdeki yaramaz çocuğu ikna edeceğiz. Vazgeçmek denileni bazen bilinçaltımız yanlış anlayabiliyor burada kastedilen kabule geçip içimizde büyüyen her şeyi serbest bırakmak. Havada uçuşan bir tüy gibi tamamen özgür bırakmalıyız kendimizi. Bizi tutan, engelleyen ne varsa ancak bu şekilde kurtulabiliriz. Olmayın şefkatle severek, olan için şükrederek ve tamamen tekamülümüze teslim olarak ancak bulunduğumuz oluş halinden büyük bir mutluluk duyabiliriz içimizi ancak bu şekilde nurla doldurabiliriz. Özgür bırak ki senin olsun.

Yeni kitabınız “Yeniden Başlamanın Gizemli Gücü” evrensel yasaları bize hatırlatarak rehberlik ediyor. Yaptığımız nasıl bir kişisel yolculuk?
Evrensel yasalar kadim bilgilerdir. Ve bunlar hepimizin hayatı için çok önemlidir. Kadim toplumlardan bu yana insanlar yıldızlara baktılar, kendilerine göre ibadet şekilleri, ritüeller geliştirdiler. Kimisi bu yolda büyük aydınlanmalar yaşadı ve bizlere öncülük etti. Şimdi biz de onların bıraktığı yerden anlatmaya ve çevremizi aydınlatmaya devam ediyoruz. Bunların hepsi, dünya kurulduğundan beri var. Var olan bilgileri hatırlıyoruz, hatırladıkça birilerine de hatırlatıyoruz ve hayatı kolaylaştırıyoruz çünkü biz muazzam bir cennette yaşıyoruz. Hepimizin ruhunda taşıdığı bu bilgileri hatırladığımızda kendi cennetimizi keşfetmiş olacağız. Bu yasaların hepsi ruhumuzda kayıtlı ve bilinçli olmadan dahi bunları kullanıyoruz ve hayatımızda etkilerini yaşıyoruz. Sadece farkındalık düzeyinde bunu bilmeyenlerimiz var. Bu kitabın sizi bulmasının da bir anlamı var sizin için. Aydınlanıp farkındalık düzeyini arttırmak isteyene rehber olmasını, herkesin yolunu aydınlatmasını dilerim.
YAŞADIĞINIZ HİÇBİR ŞEYDEN KURTULMAYA ÇALIŞMAYIN, KURTULMAYA ÇALIŞTIĞINIZ HER ŞEY SİZİ TAKİP EDER
Farkındalık düzeyine geçmenin sırrı nedir?
Ben profesyonel bir astroloğum. Uyanmayan bir insanı, kendi ruhsal dünyasında, vakti gelmedikten sonra ne yaparsak yapalım uyandırmak mümkün değildir. Doğum haritalarımız bize hayatımızla ilgili pek çok şeyi anlattığı gibi farkındalık düzeyine gelip gelemeyeceğimizi de anlatır. Örneğin Satürn döngüsü kişisel gelişime ve farkındalığa giriş döngüsüdür. Satürn döngüsüne giren her birey zaten uyanışa girmiştir. Herkes korkar Satürn döngüsünden ama Satürn çok iyi bir öğretmendir. Ben evrene başta Yaradan’a, yasalara sonsuz teşekkür ediyorum. Yaşadığınız hiçbir şeyden kurtulmaya çalışmayın, kurtulmaya çalıştığınız her şey sizi takip eder. Kaçtığınız her kişinin, her duygunun sizi takip ettiği gibi… O yüzden vakti geldiğinde başlar uyanışlar. Vakit gelmeden, zaman gelmeden, ruhta o enerji, kişiye kendini hissettirmeden, uyanmayan insanı uyandıramayız. Sizden bir şey öğrenmek istemeyen kişiyi siz istediğiniz kadar bir şey öğretmeye çalışın, vakti gelmediyse hiçbir şey yapamayız. Orada da onu kabul etmek lazım.
Kötünün içindeki iyiyi görmek mümkün mü?
Kötü diye bir şey yoktur. Hayat bizi farklı farklı şeylerle sınar ve hepimizin vermesi gereken sınavlar vardır. Bu hayattaki ruhsal yolculuğumuzdaki öğretmenlerimizi tanımamız ve derslerimizi almamız kişisel gelişimimizi tamamlamamız gereklidir. Herkesin bu evrende, tekamülünde, doğum haritasında sınavı gizlidir. Kiminin sınavı iş ortaklığıdır, kiminin ailesidir. Diyor ki sana, çözüm var ama sen bu hayatta, biriyle ortak iş yaparsan hüsrana uğrarsın. Bunu bile bile sen bu sınavı vermeden göçüp gidersen bu senin tercihindir ortada suçlu yok. Hayatı başarılı, mutlu, kılmak bizim elimizdedir. Herkes bence doğum haritasına bir kere baktırmalı ve onu anlayıp kabule geçmeli. Her şeyimiz doğum haritamızda gizlidir. Sen kimsin? Bu dünyaya hangi sınavı vermeye geldin, bu evrende görevin ne? Doğum haritamız her şeyi gösterir bize. Hangi işi seçersen başarılı olursun. Ben anne ve babalara diyorum ki, çocuklarınızın haritasına baktırın.
Kitabınızda anlattığınız alma- verme dengesi var, bu dengeyi kurmakta zorlanıyoruz, zor bir denge değil mi?
Kitaptaanlattığım yasalardan bir tanesi alma verme yasası. Bu yasaya aykırı hareket edersekBütün çakralarımız kilitlenir. Yaptığınızın işin bedelini almalısınız, karşılıksız sevmemelisiniz, seviyorsanız sevilmelisiniz. Her şeyin bir karşılığı var. Bu dengeyi sağlayamazsak değersizlik duygusuna gireriz. Sevgi insanın kendiyle başlar. Kendini sevmeyen, kendine değer vermeyen bir insan, kimse tarafından değer görmez, sevilmez ve sayılmaz. Her şey seninle başlıyor. Verirsen alırsın, alırsan, verirsin. Aldatılmış olabilirsin, aldatılmaya müsaade etmiş olabilirsin. Belki çok korkuyordun, o korkundan, o korkunu bırakamadın. Kaybetme korkun vardı. Her şeyin nedeni sensin. Harita bir, senin blokajların nerede olabilir, nerelerini düzeltirsen sen hayatını kolaylaştırırsın.
Yavaşlama yasası nedir?
Ruhunu yavaşlatırsan hayatı yavaşlatırsın ve her şeyden tat almaya başlarsın. Daha iyi iş yapmalıyım, daha çok kazanmalıyım telaşına kapılmadan yaşamak lazım. Bugünü yaşamadan yarın yapacaklarını düşünüp şimdiki anı yaşamazsan yarını daha kötü yaşarsın. Hayatın boyunca bunu dengeleyemezsen hep beklemek zorunda kalacaksın. Her şeyin nedeni biziz. Ruhunu yavaşlat, ruhun yavaşlarsa hayatın dengelenir ve hızlanır. Çay içiyorsan lezzetini düşün, su içiyorsan ne kadar aziz olduğunun farkında ol. Biz ruhumuzu yavaşlatırsak, sakinleştirirsek ne olacak duygusundan arınırız. Ne olacaksa hayrıma olacak. O şansızlık bile sana görmen gerekeni gösterecek ve öğrenmen gerekeni öğretecek. Danışanlarımdan biri diyor ki; biri beni çok yanılttı, ben de diyorum ki sen izin verdin seni yanıltmasına. O yanılgıyla beraber ne öğrendin, neyin eksikti, sen hiç dua etmeyen biriydin dua etmeye başladın, dua etmeyi hatırladın. Ben Allah’a teşekkür ediyorum bana zarar verdiğini zannedip de bilgi kaynaklarımı dışarıya çıkaran herkese. Rabbim onlara huzur versin, Rabbim onların makamını cennet eylesin, mertebelerini yükseltsin. Ne güzel bir şeydir ya, yaradan onları görevlendiriyor daha ötesi yok.
İLİŞKİLERDE HIRSLARDAN ARINMAK GEREK
İlişkilerde neden hırslıyız?
İlişkilerde insanları en çok mutsuz eden şey hırslar.Hep nasıl daha gözde olabilirim diye düşünüyor. Osmanlının bıraktığı harem yasasının sonuçlarıdır bunlar. Ben erkeğimi nasıl elimde tutarım? Daha ne kadar zengin olabilirim? Hırslar…
Bu insanlara tavsiyem hırsı bırakmaları, hırsı bırakmazsan hiçbir zaman kazanamazsın. Ben çocuklarımın okuluyla ilgili velilerle görüştüğümde, benim çocuğumda hiç hırs yok diyenlere ne kadar mutlu olmanız lazım diyorum. Neden? Azmi olsun. Hırs dünyayı başına yıkar, azim sonuca vardırır. Ben hırslı bir kadın değilim, ben çok azimli bir kadınım. Azimli olduğum içinde teslimiyet içerisindeyim. Hırslı olanın hiçbir işi ilerlemez. Azmi olanın, sakinliği olur, huzuru olur, her işi de rast gider.
Koşulsuzluk yasasını tüm hayatımıza nasıl uygulayabiliriz?
Koşulsuzluk yasasından biraz bahsedelim. Bu tam teslimiyet hali aslında tam bir koşulsuzlukla… Bunu tüm hayatımıza uygulayabiliriz.
Nefes diyelim, alıyoruz veriyoruz. Nefesini tutarsan ne olur? Ölürsün. Boğulursun. Serbest, serbest bırakmak gerek. Serbest bırak. Teslimiyet özgürlüktür. Sen hayatını serbest bırakmazsan, sen rahat uyku uyuyamazsın, hep kâbus görürün. Hiç kâbus görmüyorum. Yani sen teslimiyet içerisinde olmadıktan sonra, ne uykunda rahatsın, ne yaşamında rahatsın.
Serbest bırakacaksın, jöle gibi serbest, akan su gibi… Tutunma, bağlanma. Hiçbir şeye ihtiyacın yok ki senin.
KAYBETME KORKUSU KAYBETTİRİR!
Aşık olduğunuz kişiyi kaybetmemek için ne yapmak gerekir?
Şimdi ben travmatik aşk yaşıyor olsam, unutamıyorum, çünkü nefret ettiğim için unutamıyorum. Kabule geçmek gerek; seninle yaşadığım her şeyi, tam olduğu haliyle kabul ediyorum demek gerek. Şimdi ben örneğin, bir dene diyorum, kandır kendini. Ben Pollyanna mıyım diyorlar. Ya dene, 21 gün bir dene, kulağın duysun, gözün görsün… Geç aynanın karşısına yüksek sesle söyle, bilinçaltın duymadığı hiçbir şeye ikna olmaz. Tamam, yalancılık yap, şunu yap; getir onu karşına, onunla yaşadığın kavgaları, tartışmaları hatırla. O hatırladığın resim gözünün önünde olsun, ona sarıldığını hayal et ve kalbinden ona pembe ışıklar gönder. Adam dönmeyecek diyelim, belki senin kaybetme korkun vardı, o yüzden sen bu aşk acısını yaşıyorsun. Geri kazanmak istiyorsan, nefsinin sana sürekli yaptığı oyunların enerjisini değiştirebilme imkânı senin elinde var. Bak bu insan bile değil bilgisayarın ya değil mi? Bozuldu, belki de hep korkuyordun onun bozulmasından. Direkt kendine diyeceksin ki; seni seviyorum, senden özür diliyorum, lütfen beni affet, teşekkür ederim. Ya da karşındaki kişiye; seni seviyorum, senden özür diliyorum, lütfen beni affet, teşekkür ederim. Çünkü diyorlar ki; ya bilmiyor ki benim böyle bir korkum olduğunu. Hayatım sen içinde bu korkuyu yaşıyorsun, adamın üst bilinci değil ruh hafızası duyuyor. Ruhun her şeyi duyuyor, ruhun her şeyden haberi var. Özrü sen onun nefsinden, onun ruhundan diliyorsun, şahsından değil. Hayatta dilemem, gurur. Gururun sana ne faydası var? Acı çekiyorsun. Ben niye kendimi mutsuz edeyim. Kocamla kavga edeceğim, sonra bana mesaj atmadı, aramadı. Eziyete bak. Değer mi? Eşin bana diyor ki, sen ne içiyorsan bana da ver bende içeyim ondan diyor. Ben nur içiyorum, nur…
ÇEKİM YASASININ FORMÜLÜ: İSTE, DİLE, YAŞA!
Çekim yasasının formülü nedir?
Çekim gücü yasasını hayatımıza uygulamak çok kolay. İste, dile, yaşa! Önce nefsini temizle, hırsların varsa onlardan arın, nefretlerin varsa onlardan arın, serbest bırakamıyorsan serbest bırak. Ondan sonra iste, dile, yaşa.
Her şeyi, ne istiyorsan… Neyi çektiğin önemli. Ben, kendimin en büyük örneğiyim. Ben iyi bir astrolog olmak istedim oldum. Ben villada yaşamak istedim, yaşıyorum. Ben Akmerkez’in karşısında bir ofis istedim, yaşadım. Fotoğraflandırarak, hayal ederek, meditasyon yaparak ama serbest bırakarak. E ben yapıyorum olmuyor! Sen lafta yapıyorsun. İçselleştirmiyorsun, hırslarından arınmadın, serbest bırakmadın!
Sözlerine dikkat et yarının olur, düşüncelerine dikkat et kaderin olur. Her şey senin nefsinde gizli, ruhunda gizli. Sen nasıl düşünürsen öyle yaşarsın, suçlu yok. Suçlu varsa sensin. Hayatının mimarı sensin. Bak çocuğu olmayanlar, dirençle çocuk yapmaya çalışıyorlar, ya gelmek istemiyor, niye bu sınavla kendini harcıyorsun, serbest bırak, evlat edin. Belki sen evlat edineceksin, bir çocuğun hayatını kurtaracaksın.
Ritüeller hayatımıza neler katar?
İste, dile, yaşa diyoruz ya; ritüeller senin o olayı objeleştirmen, imgelemen, hayalini kolaylaştırması açısından, o enerjiyi yükseltmen için önemli. Gözün görmediğine ikna olmaz, örneğin feng shui benim çok inanarak yaptığım ve yaşadığım bir şey. Görüyorsun orada bolluk bereket köşene mor koyuyorsun. Her o moru gördüğünde para bana akacak diyorsun ve akıyor.
İçindeki Gücün Sırrını Keşfet kitabımda var benim bereket köşesi ile ilgili açıklama. Örneğin benim para bereket köşemde Atatürk’ün resmi var. Neden Atamın resmi var? Benim kazandığım her şey, vatanıma milletime. Hiçbir şeyin sahibi ben değilim.
Ritüeller hayatımızda istediğimiz şeyi çekmek için o düşünceleri imgelemek anlamında, o enerji düzeyi yükseltmek için önemli. Kesinlikle çok önemli, her yeni ayda maydanoz dikin diyorum. Neden? Maydanoz bereketin bitkisidir. Üreyerek çıktığı için yeni ayın enerjisiyle… Topraktan geliyoruz ya, üretiyoruz, negatif aldığımızda da topraklanıyoruz. Her şeyin nedeni toprak ana, ne verirseniz onu size geri verir. Oradaki ritüeldeki tılsımın gizemi, maydanoz zenginlik bitkisi. Bizanslılar hep maydanoz dikermiş.
Örneğin mülkünüz var, satamıyorsunuz. Niyet edin, bir torbanın içerisine bozuk para koyun. Düştüğü anda nasıl dağılıyor, onun içerisine alın, dileğinizi dileyin. Kaç para tuttuğunuzu bilmeyin ama dileğinizi dileyin. Satmak istediğiniz ev, araba, arsa bir toprağın içerisine, arsa ise oraya gömün, burası hemen satılsın diye. Arabaysa bir torbanın içerisine toprak koyun, paraları koyun aynı zamanda, kısa sürede satılır. Evse saksının içine, muhakkak çiçek içerisine, bozuk para gömün. Niyet edin gönülden, anında topraklanır. Yani o enerjiyi değiştirir ve satılır.
Öncelikle mutlaka niyetinizi iyi tutun. Eğer işse mor sümbül dikin. Aşksa kırmızı gül dikin ve onu büyütün, besleyin.
Güneş tutulması hayatımıza neler getirecek?
Astrolojide ay kadını, kadınlarla alakalı durumları temsil eder. Güneş erkeklerle alakalı durumları temsil eder. Ay tutulmaları kaybı, bitişi; güneş tutulmaları yeniden başlangıçları temsil eder. Toplumda bir sürü kız çocuğunun başına olaylar geldi, birçok annenin canı yandı. Bu ay tutulması etkisiyle oldu bunların hepsi. Güneş tutulması ise yeniden başlangıçları temsil eder. Uranüs Boğada, büyük bir deprem kuşağına girdik. Sallanabilir dünya ama onun da enerjiyi boşaltması lazım. Tabi ki deprem acı veren bir durum ama dengelenmemiz lazım.
Güneş tutulması aşk getirebilir, evlendirebilir. Burada haritanızda gizli olay. Aşk getirebilir size, çocuk getirebilir, sizi buradan alır dünyanın öbür ucuna götürüp yerleştirebilir, hayatınızı tepeden tırnağa değiştirir güneş tutulmaları.
Tutulmaların etkisi 3 ay önceden başlar, 3 ay sonra da tamamlanır etkileri.
