Ana Sayfa GENEL Seramik sanatçısı Nevin Yici: "Yüreğimde çamur kaldı"

Seramik sanatçısı Nevin Yici: "Yüreğimde çamur kaldı"

Nevin Yici 1975 yılında Bulgaristan’da doğdu. Henüz 5 yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul’a geldi. Babası Bulgaristan’da önemli bir ressamdı. İstanbul’da bir süre tablolar yaparak ailesine baktı. Babasının bir süre atölyesi olmadığı için tablolarını evde yapıyordu. “Sanatla ilk tanışmam bu yüzden misafir odasında oldu.” diyor. Boya fırçaları ve tiner kokusu arasında büyüyen sanatçının seramik ile tanışması ise inşaat sektörü sayesinde gerçekleşmiş. Son dönemlerin yükselen seramik ve cam sanatçılarından biri. KKTC Cumhurbaşkanlığı bir eserini daimi olarak sergilemek üzere satın aldığında dikkatleri üzerine çekti. TÜYAP Sanat Fuarı’nda mülteciler ve göç konulu çalışmalarıyla ses getirdi. İstanbul Seramik Festivali’nde eserleri ciddi fiyatlara alıcı bulan sanatçı şimdilerde yeni kişisel sergisine hazırlanıyor. “Evden çok atölyede yaşar oldum” diye de ekliyor.
Yici ile sanat hayatı, seramik aşkı ve Türkiye ve dünyada seramik ve cam sanatının şimdiki durumunu konuştuk.

Seramikle tanışmanız nasıl oldu acaba?
İlk tanışmamız kırmızı tuğlalarla oldu. İnşaat sektörü sayesinde diyelim. Lise dönemiydi sanırım, okulun yol güzergahında hep inşaatlar vardı ve neredeyse geçtiğim her sokakta yığınla bu tuğlalar dururdu. Bunların niye delikleri olduğunu merak ederdim, kırık kiremit parçaları yan yanayken çok estetik duruyorlardı. Bazen parçaları toplar evde biriktirirdim, onları yan yana alt alta üst üste koyar anlamsız heykelcikler yapmaya çalışırdım. Tuğla denen şeyin nasıl yapıldığını öğrendikçe hayran kaldım, bu derece yüksek ateşte pişen bir şey, her şeyden daha dayanıklı olması gerekirken nasıl bu kadar nazlı ve kırılgan olabiliyordu. Tabii araştırdıkça bu çamurun bir okulu olduğunu da öğrendim hem de yetenek sınavı ile girilebilen!… Tam bana göreydi çünkü kendimi bildim bileli matematikli işler önceliğim olmadı. Okuyup büyük adam olamayacaktım galiba (gülüyor) ama sıkı bir seramik sanatçısı olabilirdim.

Hangi okuldan mezun oldunuz?
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Tasarım bölümü mezunuyum. Aslında okula çok önceki yıllarda girmiş ve ilk tercihim olan seramik bölümünü kazanmıştım. Ama en sevdiğim şeyi yaparak yani resim çizerek daha ilk yıl okulu kazanmış olmak sanırım bana fazla kolay geldi ve okulu bir kenara bırakıp mizah dergilerinde karikatür çizmeye başladım ayrıca iyi de para kazanıyordum.
nevin_yici_seramik.jpg görüntüleniyor
Peki sonra ne oldu?
Sonra seslendirmenlik eğitimi aldım ve bir süre dublaj yaptım. Sonra tekrar basına döndüm ve aylık dergilerde editör olarak çalıştım. Ama ne yaparsam yapayım olmadı. Aklımın bir köşesinde, yüreğimin derininde çamur kaldı. Anlayacağınız sonunda kürkçü dükkanıma döndüm.

Seramik çoğu insana sadece mutfak ve banyoda kullanılan bir malzemeymiş gibi geliyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Öyle düşünürseniz fırça ve boya kapıları boyamak için, mermer de sadece hamam ve tuvalet yapımında kullanılır. Sanatın malzemeyle buluşması için önce sizinle tanışması gerekiyor.

Yani?
Yani malzeme tek başına hiçbir şey ifade etmez ve bu durum çamur için de geçerlidir.
nevin_yici_1.jpg görüntüleniyor
Sizin eserleriniz, seramikleriniz on yıllara kalacak şekilde üretilen, fırınlanan, tasarlanan sanat eserleri. Ancak çağdaş sanat adıyla kalıcı olmayan malzemelerle işler üreten bir ekip de var. Siz bu konuya nasıl bakıyorsunuz?
Kalıcı olmayan demeyelim de daha çok hangi şartlarda korunması gerektiği konusu ön plana çıkıyor. Sanat eseri hem üreten hem koleksiyoner hem galeri hem de adı her neyse meraklısı tarafından doğru şekilde korunmayı, sergilenmeyi ya da saklanmayı hak eder. Sanatçının da eserine aynı kıymeti verip vermediğini işin uzmanları hemen anlar, hiç merak etmeyin.

Kendi kültürümüzü yansıtan, minyatür, çinicilik gibi geleneksel sanatların geride kalması konusunda ne diyorsunuz?
Ben geride kaldıklarını düşünmüyorum aksine yeni nesli yansıtarak geliştiğini düşünüyorum. Sanat, aynı anlayışı tekrarlamak zorunda değildir, üzerine bir taş daha koymazsanız yükselemezsiniz ve sanat doğası gereği doğurgandır ve hep yenilik peşindedir.

Dünyada sanat anlayışı da değişmedi mi biraz?
Değişti, değişmez olur mu! Ayrıca değişmek zorunda. Dünyada insan nüfusu dehşet verici boyutlarda artıyor, sadece biz değil dünya geneli tüketim toplumuna dönüştü. Üretmek sadece hızlıca tüketmek için kurgulanmış durumda. Tabii sanat ve yaratıcılık da bu durumdan payına düşeni alıyor. Hızlıca tüketilenin yerine yenisi geliyor.

Peki batıya gelirsek, sanatta rüştümüzü ispat edebildik mi sizce?
İspatlamamız gereken bir durum yok, her eser her sanatçı kendine özgüdür. Her ülkenin kendi sanatçısı öncelikle var olduğu koşullardan beslenir, her dönemin farklı etkileri vardır ve tepkiler de her ülkenin kendi içinde yaşadıklarıyla paralel olarak değişim gösterir. Batı bu konuda hatta daha tıkanmış durumda diyebiliriz. Batı, etnik sanatçıların ve özgün işlerin peşine düştü çünkü farklı disiplinlerde beslenen sanatçılar çok daha başarılı, farklı, yenilikçi işler çıkarır oldular.

nevin_yici_cam_seramik_sergi.jpg görüntüleniyor
Ülkemizde sanat yapmak ve sanatçı olmak artık daha mı zor?
Hiçbir zaman kolay olmamıştı ki zorlaşsın! Ben buna katılmıyorum, eleştirel gözle bakabilme güncelliğinin hep taze olması aksine sanatı ve sanatçıyı besler. Hiçbir düzen ve sistem sanatın önünde duramamıştır. Aksine zamanla güçlenmesine sebep olmuştur. Güneşin batışı, gölgenizin büyümesi demektir.

Türkiye’de seramik sanatının hak ettiği değeri gördüğünü düşünüyor musunuz?
Kime ve hangi şartlara göre hak ettiğine bakmak gerekir. Ülkemizde sadece seramik değil hiçbir sanat dalı hak ettiği değeri göremiyor. Veya şöyle diyelim: Bu kısıtlı şartlara rağmen gayet başarılı… İkisi de farklı yaklaşımlar ama ikisi de doğru. Sanatçıların aralarındaki paylaşım eksikliği zaten başlı başına bir sorun. Kimse bildiği ya da bulduğu yöntemi ortaya koymuyor herkes bilgi paylaşımında sus pus oluyor. Düşünsenize bilim adamı onca araştırmalarının sonucunda bulduğu tedavi yöntemini sadece kendisine saklasa ve kimseyle paylaşmasa bilimin ilerlemesinden söz edebilir misiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
İsminizi buraya girin

Gözden Kaçırmayın

SALAH BİRSEL KİMDİR?

Salah Birsel, 1919 yılında Bandırma, Balıkesir'de dünyaya gelmiştir. İlk şiiri 1937 yılında Gündüz dergisinde çıkmıştır. Günlüklerini 1950 yılında Beş Sanat dergisinde yayımlamıştır....

NECATİ CUMALI KİMDİR?

Türk Edebiyatının önemli isimlerinden olan Necati Cumalı 1921 yılında Yunanistan’da doğmuştur. İzmir’de lise eğitimini tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur.  

ÖMER BEDRETTİN UŞAKLI KİMDİR?

Ömer Bedrettin Uşaklı, 1904 yılında Uşak'ta dünyaya gelmiştir. 1924 yılında İstanbul Kabataş Erkek Lisesini bitirmiş, 1927 yılında Mülkiye Mektebinden mezun olmuştur. Mudanya...

MEHMET BAYDUR KİMDİR?

Mehmet Baydur, 9 Ağustos 1951 yılında Ankara'da dünyaya gelmiştir. Orta öğrenimini Ankara'da Atatürk lisesi ve Gazi lisesinde tamamladıktan sonra İngiltere'ye gitmiştir. 1974-1978...

GÜLTEN DAYIOĞLU KİMDİR?

Gülten Dayıoğlu 15 Mayıs 1935 yılında Kütahya'da dünyaya geldi. İstanbul'da Atatürk Kız Lisesinde okudu. Bir dönem hukuk fakültesinde okudu. Daha sonra dışarıdan...