Ana Sayfa ÖZEL HABER Paris sendromunu hiç duymuş muydunuz?

Paris sendromunu hiç duymuş muydunuz?

Paris, konu olduğu birçok film ve muhteşem fotoğraf kareleri ile insaların büyük beklentilerle gelip ziyaret ettiği bir şehir. Paris’e gelmeden önce eminim herkes benzer duygulara kapılmıştır. Parfüm kokan sokaklar, tarihin unutulmaz izleri, film karelerinden anımsadığınız o şık giyimli insanlar ve benzeri birçok şey aslında farkında olmasanız da sizi bir beklenti içerisine sokuyor. Ve gittiğinizde karşılaştığınız gerçekler beklentilerinizle örtüşmediğinde hayal kırıklığına uğruyorsunuz. İşte yaşanılan bu duyguya da Paris sendromu deniliyor.
Tabii ki Paris seyahatinizi iyi planlarsanız bir Paris aşığı olarak da geri dönebilirsiniz. Bunun için size tavsiyem ziyaretiniz için mutlaka bahar aylarını seçin. Ben maalesef bu seferki ziyaretimde Paris’in çok soğuk bir dönemine denk geldim. Aslında bir açıdan iyiydi, sokaklar çok boştu ve bu nedenle çok güzel kareler yakalayabildim.



PARİS’TE ULAŞIM VE KONAKLAMA
Paris de eğer müzeleri gezmeyecekseniz 3-4 gün şehri gezmek için gayet yeterli bir süre. Parisi yürüyerek gezmek pek mümkün değil, bu nedenle mesafeler arasında vakit kaybetmemek adına metroyu tercih edebilirsiniz. Paris metrosu Dünyanın en iyi planlanmış metrolarından biri ve her noktaya ulaşımı var. Ama siz de benim gibi yer altından pek hoşlanmıyorsanız tercihinizi ring sefer yapan tur otobüslerinden yana kullanın. 1 ya da 2 gün süreli bilet alıp bu süre içerisinde istediğiniz kadar inip binebilirsiniz ve böylece tüm şehri göre göre gezmiş olursunuz. Konaklama için ise tercihiniz mutlaka Eiffel Kulesi’ne yakın bir lokasyon olsun ki gece yattığınızda bile odanızın camına yansıyan ışıklarla Paris’te olduğunuzu hissedin.
Ben Paris’teki tatilimi, bana her an Fransa’da olduğumu hissettiren, pencereden dışarı baktığımda Eiffel Kulesi’ni görebildiğim, avlusunda harika çiçek bahçelerinin olduğu, iki kişinin ancak sığabildiği tarihi bir asansörü olan, Fransız mimarisinin izlerini taşıyan harika bir evde geçirdim. Misafirperverliğin için de hazır yeri gelmişken Türkercim tekrar teşekkürler.
Paris’te konaklarken Eiffel in etrafında olmak gerçekten bir avantaj sabah parkta yaptığınız kısa bir yürüyüş bile size enerji veriyor. Etraftaki cafelerden gelen kahve ve kruvasan kokuları uyanmak için birebir. Kruvasan yanında sunulan çeşit çeşit marmelat ve reçellerle birlikte mutlaka Lotus sürülebilir bisküvi ezmesini deneyin. Kahvaltı için vazgeçilmezlerinizden olabilir.




LOUVRE MÜZESİ VE CAFE MARLY
Paris’te ilk günümü daha önceki ziyaretlerimde gezme fırsatı bulamadığım Louvre Müzesi’nde geçirdim,tamamını gezmek için çok vakte ihtiyacınız olsa da 1 gün de iyi bir süre. Louvre Müzesi’nde yer alan Cafe Marly müze ziyareti sonrası bir şeyler atıştırmak ve gün batımını izlemek için ideal yerlerden biri. Karanlık çökerken piramite yansıyan ışıkların yarattığı yansımalar ve tarihi doku beni gerçekten çok etkiledi.



EYFEL KULESİ, CHAMPS-ELYSEES, ARC DE TRIOMPHE
Paris dendiğinde hemen hemen herkesin aklına ilk gelen Eiffel Kulesi olmuştur. Paris’e gidip de Eiffel Kulesi’ne çıkmadan dönülmez. İlk gittiğimde benim de ilk yaptığım şey Eiffel Kulesi’ne çıkmak olmuştu.
Yukarıya çıktığınızda gerçekten şehrin tamamını görme imkanınız oluyor ama benim size tavsiyem eğer bir şehri yüksekten görmek ve fotoğraflamak tutkularınızdan biriyse Paris’Te Champs-Élysées Caddesi’nin sonunda yer alan Arc de Triomphe’a çıkmalısınız. Ben gün batımını yakalamak ve şehrin ışıklarını izleyebilmek adına akşamüstü saatlerini tercih ettim ancak gecesi de gündüzü de gerçekten büyüleyici.
Yalnız merdivenlerle aranız pek iyi değilse sizi zorlu bir yolculuk bekliyor, bilginize.



Tarih, şarap ve resim… Bana göre Montmartre Paris’te bu üçlüyü bir araya getiren yer.
Paris’te bir gününüzü mutlaka Montmartre sokaklarını keşfetmeye ayırın. Meydanda yer alan cafelerde enfes Fransız şaraplarının tadına bakarak içinizi ısıtan güneşin tadını çıkarabilirsiniz. Akşam için de Lido ya da Moulin Rouge görsel bir şölen için güzel bir tercih olabilir. Ama mutlaka biletlerinizi önceden alın.

NOTRE DAME KATEDRALİ FİLM GİBİ
Notre Dame Cathedral de mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Hepimiz Notre Dame ile ilgili birçok kitap okumuş birçok film izlemişizdir. Emin olun içeriye girdiğiniz anda o izlediğiniz kareleri sanki yaşıyormuş gibi hissedeceksiniz.



Ne demişler, zaman geçer gider ama anılar sonsuza dek kalır. Paris de Musée d’Orsay da yer alan bu dev saati gördüğümde aklıma ilk gelen şey bu söz olmuştu.

Çok doğru, zaman geçiyor ama anılarımız kalıyor. Onun için bol bol seyahat edin ve güzel anılar biriktirin.
Esin Atagündüz
Instagram @globetrottersteps

Gözden Kaçırmayın

ATAOL BEHRAMOĞLU KİMDİR?

13 Nisan 1942’de İstanbul Çatalca’da doğdu. Babasının ziraat mühendisi olması nedeniyle Kars'ta başladığı ilkokulu Çankırı'da bitirdi. Ortaokul ve lise öğrenimini Çankırı'da tamamladı....

HAYDAR ERGÜLEN KİMDİR?

14 Ekim 1956 tarihinde Eskişehir’de dünyaya gelen Haydar Ergülen, ilk ve orta öğrenimini Eskişehir'de, lise öğrenimini Ankara'da yaptı. Ardından Orta Doğu Teknik...

NECİP FAZIL KISAKÜREK KİMDİR?

Necip Fazıl Kısakürek 26 Mayıs 1904’te İstanbul’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Amerikan ve Fransız Kolejleri ile Bahriye Mektebinde tamamladı. Daha sonra İstanbul...

ATTİLA İLHAN KİMDİR?

Attila İlhan 1925 yılında İzmir’in Menemen ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Babası Bedri Bey aruzla şiir yazan bir divan şairiydi. Bu nedenle şiire...

KÜÇÜK İSKENDER KİMDİR?

Modern edebiyat dönemini olan günümüzün en sevilen yazarı olan Küçük İskender 28 Mayıs 1964 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir.Gerçek ismi Derman İskender Över'dir....